22 Mart 2007

eternal bullshit of the meaningless mind

“akşam yemeği için evine giden adamlardandır. işyerinden çıkıp eve geliyorken arayıp 'ekmek de al gelirken' diyebileceğin biridir o ve her ne kadar böyle alışverişler yapmaktan hoşlanmasa da bozuntuya vermez, başka şey lazım mı diye de sorar üstelik. kaçırma çocuğu, evlen onunla” şeklinde bir giriş yapabilirsin benden en yakın arkadaşına söz edeceksen.

yılın en soğuk zamanlarında en yakındaki göl donduğunda bir gece yarısı arabaya atlayıp gidip buz tutmuş suların üzerinde sırtüstü uzandığımızda yıldızlarla kaplı gökyüzünden orion takımyıldızını gösterebilirim ona. üstelik joel’in yaptığı gibi sallamam, hem osidius diye yıldız takımı mı olur. bak o yan yana dizilmiş olan üç yıldızın hemen altındaki yoğun kümeyi fark ettin mi? işte onun adı m42 bulutsusu. büyüleyici değil mi? bence de.



iyi bir şey çocukken kendimize ait olduğuna inandığımız bir işaretimizin olması gökyüzünde; bir yıldız, bir gezegen, nebula, ya da en azından ayın aydınlık yüzünde bir çukur, bir şekil, biraz karanlık, bizim olan, iyi bir şey.

büyüdüğümüzde kafamızı yukarı kaldırıp hala orada olduğunu görmek iyi hissettiriyor. en azından orion hala orada.

19 Mart 2007

everyday is like sunday



bir pazar gecesi daha bitecek birazdan bu haftayı da kapatacağız sandalyeleri ters çevirip. herkes evine, herkes evine.

kepenklerini indirip kocaman paslanmış bir çift kilitle kapıyı kapatıp gidelim bu saatler kimsenin olmadığı sokaklarından geçerek bu pazarlık hayatın.

taş yolda ayak sesleri, uzaktan köpek ulumaları, göz kırpan bir kaç yıldız.

göz kırpan bir kaç yıldız ve orion takımyıldızı. bunlar iyi.

sonra gecesini yine böyle kapatacağımız bir sonraki pazar gününü bekleyip... bekleyip... hayat hep böyle devam edecek. -mi?- bu kötü, çok kötü.

ölmek böyle bir şey herhalde.

09 Mart 2007

baudrillard matrix'in dışına çıktı


29/7/1929 - 6/3/ 2007

fransız düşünür jean baudrillard 77 yaşında paris’te hayatını kaybetti.

76 yılında yazdığı l'echangc symbolique et la mort / simgesel değişim ve ölüm isimli kitabında gerçekliğin simülasyon karşısında kaybolduğunu ileri sürdüğü tezi, millienium çağıyla birlikte gerçekliğini kanıtladı: artık çoğumuz neyin gerçek, neyin yanılsama olduğunu bilmeden fişimizin çekilip matrixin dışına çekileceğimiz günü bekliyoruz.

matrix serisinin ikinci filminin sinema salonlarında olduğu kadar felsefe forumlarında da hareketlenmelere yol açtığı 2003 senesinde kendisiyle yapılan bu röportajı bu büyük düşünce adamının anısına hatırlatmak istedim.

07 Mart 2007

devekuşu kabare

youtube'a erişim mahkeme kararıyla yasaklanmış.

06 Mart 2007

üstünde ne var şekerim


muhtemelen önceki sevgililere bir gönderme.
esprilerin de sesin ve şarkıların kadar iğrenç d.a.
kalbini mi kırdım, afedersin!

geçen sene bu zamanlar aliye'nin kukusuna takmıştık kafayı, bu sene binbir gece'nin indecent proposal'dan arak teklifini kendimize uyarlıyoruz: vizite 150 bin. veren verene. sen verir miydin? dolar, euro, ytl olduğunu anlayacak kadar ilgili olmasak bile bir yerlerden gelip çarpıyor rüzgarı, kaçamıyoruz.

aganigi naganigi nedir sorusuna cevap verirken şöhretli abiler ablalar önce anlatıyor sonra sırıtarak ekliyorlar: "yersen". biz yemiyoruz.

çocuk pornosu arama sonuçlarında dünya birincisi. oooops! we didn't search it. emperyalistlerin uşağı google mühendislerinin dümeni olmalı. yersen.

konular hep belden aşağı. göndermeler de. gönderen gönderene.

yirmi yıl önce ezik magazin gazetecileri: alman helga türk erkekleri çok güçlü dedi(gurur duymuştuk).

arada: nasıl koydu aykut kocaman?

yirmi yıl sonra ezik magazin gazetecileri: gece boyu su gibi şampanya içen axl rose, sohbet etmek için yanına sadece deniz akkaya'yı istedi... deniz akkaya'yla yakından ilgilenen axl rose'un sevgilisi sinir krizi geçirdi(axl bizim kızı tercih etti. ne kadar gurur duysak azdır).

yirmi yılda değişen çok şey yok, gündem hep aynı; altta ya da üstte olsun, yeter ki bizden olsun.

doktor freud oralardan buraya doğru bakıp dört döneceğine mezarında hortlayıp gelip bu inceden giydirmelerin, belaltı göndermelerin, küfürlerde ortaya çıkan becerme isteklerinin altında toplumsal bir becerememe, ciddi bir kafa karışıklığı durumu var der miydi?

ben doktor freud olsam derdim haya muna koyim.