“…ya kişilikler bizzat matrix'in içinde, yani dijital nesneler haline gelmiş ya da sistemin dışında yani direniş ülkesi zion'da radikalleşmiş…” jean baudrillard
acaba jean baudrillard amcam(sothyz’e sevgilerle;)), ölmeden önce birkaç sene önce verdiği bir röportajda matrix’in içinde ve dışında neler olup bittiğini tanımlarken kullandığı yukarıdaki bu cümleyle biz msn buddy’lerine de bir göndermede bulunmuş olabilir miydi? cümledeki matrix yerine msn, zion yerine de gerçek dünya’yı koyduğumuzda ortaya çıkan yeni anlamın tam da içinde bulunduğumuz durumu ifade etmesi neden olmasın dedirtiyor. neden olmasın amca?
“ya kişilikler bizzat msn’in içinde, yani dijital nesneler haline gelmiş ya da sistemin dışında yani gerçek dünya’da”
matrix’in kodunu kırdık
geçen sene -tesadüf bu ya- tam da bu zamanlarda bir arkadaş( ki bu arkadaşın kim olduğunu herkes az çok iyi bilir. kah “bir arkadaşımın basenlerinde problem var, ne önerirsiniz doktor bey”, kah “bir arkadaşım senden hoşlanıyor ama sana söylemeye utanıyor” cümlelerinde de ortaya çıktığı görülmüştür tarih boyunca) bu konudaki çekincelerini burada belirttiğinde biz de buralarda geziniyorduk, bizim de bu kırmızı/yeşil adamlar/kadınlarla ilgili kaygılarımız vardı o an için üstesinden gelemeyip zamana bıraktığımız.
sonra geçen günlerde telefon numaramızı da, mail adresimizi de bilen bir arkadaş “nerelerdesin hacım, bir süredir msn’de göremeyince merak ettim!” şeklinde bir instant message gönderince, kaygılarımız tekrar su yüzüne çıkmış, gerçekte nerede olduğumuzu anlamıştık: gerçek dünya hak getire, matrix’in tam da içindeydik.
uzuun uzuun e-mektuplar yazmayı özledik. ve artık kelimelerimizin instant message hızında ve etkisinde sabun köpüğü gibi uçup kaybolmasını da, matrix’teki yeşil buddy’leri kanıksama duygusunu zion’a taşımayı da istemiyoruz.
would you please erase me?
yeşil buddy’lerle matrix’te değil, yeşil vadi’deki bir masada oturup geyik yapmayı tercih edeceğiz. ola ki yalnızsak, yalnız olduğumuz da ortaya çıka.
matrix’in şifresini kırdık ve artık biliyoruz ki zion’daki yalnızlığımız, matrix’teki o kırmızı elbiseli kadından daha gerçek. yaşayacaksak, bununla da yaşayabiliriz.







