18 Temmuz 2007

hayat versus sen



mesele skor yapmak değil. kaybetmek, kazanmak hiç değil. kuralları ve ne kazanıp ne kaybedeceğini öğrendiğinde “değmez” diyeceksin.

hayattaki en büyük başarısı, klozetteki bok kalıntılarını işeyerek temizlemek olan biri olmak sana yetecek ve yoldan geçecek ilk arabanın renginin kırmızı olduğunu bilip mutlu olacaksın ve bunlarla yetineceksin.

bir ara başını kaldırdığında parlak ışıklarıyla sana gülümseyen tabelayı göreceksin: hayat - sen: 4-1. boş verip son düdüğü bekleyeceksin.

6 yorum:

Sihirli ve Bıyıklı Adam dedi ki...

en azından şeref sayısını atmışsın.. hayatı 8-0'lık ingiltere - türkiye maçındaki gibi yaşayanlar da var.. "evet sayın seyirciler, ingilizlerin bir atağını daha gol yiyerek savuşturduk".. ne kadar çok gol yersek, o kadar doyarak yaşıyoruz hayatı.. ve bir de bakmışız ki: "maç bitti biz hala gol yiyiyoruz sayın seyirciler"..

metemorfoz dedi ki...

o veya bu maça hiç çıkmamak lazım, hem mühim olan skor değil, hatta hiçbir şey mühim değil.

senay izne ayrildi dedi ki...

iste ve olmasın, bunla alakalı çoğu. marketten çıkan yaşlı kadınların poşetlerini taşımaya ne dersin?

enteldantel dedi ki...

belki de 1-1 biter..

Ezgi dedi ki...

Everybody loves a loser...

Bu bi şarkı. Morcheeba'nın. Hastasıyız mahaile...

kacakkova dedi ki...

bu işte bir şike olmasın?....