07 Kasım 2007

ölü bir deniz yıldızıdır mutluluk

'poe'gillerden sera, kendimi anlatan bir dörtlük istemiş; kendime yakın bulduğum diyelim -kendimi anlatan' bir dörtlük nasıl bir dörtlüktür, bilemem-.

ruhi bey’den herhangi dört satır seç kefilimdir diyeceğim ama ayıp olmasın:

parlar ki şimdi ara sıra geceleri
diplerde, derinlerde, yalnızlığımda
ölü bir deniz yıldızıdır mutluluk
o nedensiz mutluluk, olsa da olur olmasa da

şairin seyir defteri - 78 [e.c]

4 yorum:

beautyisdead dedi ki...

Mutluluk, TDK sözlüğünde “bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan doğan kıvanç durumu” olarak tanımlanmakta olup, şimdiye dek sayısız değişik tanımları yapılmış görece ve göreli bir kavramdır.

Spiritüalist görüşe göre ruhun dünyaya gelme amacı mutlu olmak değil, tekamül etmektir. Mutluluk ise bir amaç değil, bir sonuçtur. Mutluluk maddi değerlerle edinilemez, çünkü maddi değerler geçici olup, bir gün yok olacaklardır. Şu halde gerçek veya devamlı mutluluk, geçici olmayan manevi değerlere bağlı olup, ebediyen yaşayacak olan canlılara duyulan sevgiyle ve diğerkamca hareketlerle yakından ilgilidir. Gerçek mutluluk, başkaları için verilen emeklerin ruhta bıraktığı hazlardır, vazifesini yerine getiren varlığın duyduğu huzur ve sevinç halidir.

Tüm bunlar yalnızca birer varsayım tabi ki, bana sorarsanız mutluluk nedir diye? dört yaşında, elinde elma şekeri, gökyüzünde uçuşan martılara bakıp gülümsemektir derim...

bencilkirpi dedi ki...

"ruhi bey nasılım?"

ben ruhi bey, nasıl olan ruhi bey dedi ki...

nasıl olacaksınız ruhi bey
bugün de erkencisiniz ruhi bey
şarapla bira mı içiyorsunuz ruhi bey
böyle sabah sabah ruhi bey
akşam akşam ruhi bey
akşam sabah ruhi bey
cıgara alır mıydınız ruhi bey
yakalım ruhi bey, yakalım
böyle üşümüyor musunuz ruhi bey
benim de ayakkabılarım su alıyor ruhi bey
ne olur ne olmaz
önümüz kış ruhi bey
ee, daha nasılsınız ruhi bey


- iyiyim, iyiyim.

(gelsem gelsem bir solgunluktan gelirim
kızgın bir sardunyanın üstelik üvey çocuğu
pembe pembe azarlanırım
o ölür ben azarlanırım
kocaman bir konakta uzarım kısalırım
ellerim tırnaklarım
yeni kırpılmış bir koyun derisi gibi pespembe
ve sıcak
gözlerim, gözlerim benim
denizi ilk defa gören bir çocuğun
birdenbire yaşlanması neyse.)

sizinle görüşelim ruhi bey
vaktim yok, vaktim yok
ruhi bey, görüşelim
vaktim yok görüşmeye kimseyle
ruhi bey
kendimle bile, kendimle bile.
(olmaz ki, kimse kimseyi sevemez
ama hiç kimse.)

kibritçikız dedi ki...

neden ruhi bey?