24 Şubat 2008

why we come why we go

"zamanda yolculuk" kavramı gerçekleştirilebilseymiş, gitmek isteyeceğim iki zaman dilimi hangileri olurmuş?

öncelikle bunun teoride mümkün olabileceğine inandığımı belirtmekle başlayayım ama buna yolculuk demek ne kadar doğru olurdu? klasik bir yolculuk geçmişten-şimdiden-yarından ileriye doğru olacakken, söz konusu geçmiş veya gelecek zaman olunca bu bir yolculuktan ziyade sıçrama, atlama şeklinde olurdu. bu durumda ‘zamanda sıçrama’ daha uygun bir kavr... neyse zaman-mekan-boyut ilişkisi ve kavramlarla ilgili kafa karışıklığından daha fazlası başka bir yazının konusu olsun çünkü bu konuda daha sonra söyleyeceklerim olacak -aslında bu konuda söyleyeceklerim oldu fakat senin için zaman kavramı geçmişten geleceğe devam eden bir doğru şeklinde ilerlediği için 'henüz' olmadığını düşünüyorsun bu durumda biraz bekleyeceksin. tamam tamam kapatıyorum;)-



bir hayatımın ilk -ve belki de tek- başarısını gerçekleştirip –ayrıca bunun bir başarı olduğundan söz edilebilir mi?- milyonlarcaspermarasındanbirinci geldiğim şu malum ‘an’a dönmek ve ikinci olarak arkamda bıraktığım znc4582’nin benim yerime dünyanın kaç bucak olduğunu görmesini isterdim. isteğimin küçükemrahvari bir arabesk kişisel temenni olarak görülmesinden kendimi tenzih ederim; bunu kendim için değil; bu boktan dünyaya gelişin de gidişin de manasız, gereksiz olduğunu gördükten, anladıktan ve dinledikten sonra…

“nobody knows what human life is
why we come, why we go
so why then do i know”


bu ‘sözde’ başarının beni aynı şeyi başaran milyarlarca dünyalı arasında ayrıcalıklı bir konuma sokmayacak olması bir yana tanıdığım pek çok ‘ukala’ dünyalı herhangi bir umutsuzluk anımda neredeyse hep aynı hollywood motivasyon klişelerini kullandı;

hadi dostum, sen ki milyonlarcaspermarasındanbirincigelen adamsın, geçmişte yaptın şimdi de yapabilirsin.

evet, geçmişte parlak günlerim olmuştu ama ben geçmişin başarılarının gölgesi altında yaşayan biri değilim. bunu savaş gazileri, hollywood yıldızları ve galatasaraylılar yapar ben yapmam ve ne şimdi ne de daha sonra bununla övünmeyeceğim.


seksenlerin sonu doksanların başı
kimi götü oluyordu voltranın, kimi de başı
[anselmo cesare pavese- seksenlere seksek]

iki seksenlerin sonu doksanların başı. çok söze gerek yok; bir şeyleri değiştirmek için değil, o günlerin tekrar üzerinden geçmek, çiftdikiş yapmak için. milleniumlar, onlar, yirmiler olmasa da olur.

pek adetim olmasa da topu seri kedi mıncıklayıcı'ya, tuba warhol'a, türkan sothyz şoray'a ve arab çöllerinde passcağız'a paslıyorum.

6 yorum:

seri kedi mıncıklayıcı dedi ki...

ben ki şu aralar bahar sanrılarına gark olmuş bir şekilde aklı bir karış havada aval aval hayat yolculuğuma devam ediyorken bir mim yemişim çok mu? pardon ne diyordum? ha zaman yolculuğu.. işin teorisi beni gerer, oralara hiç girmeyelim.. ama eğer duygusal yorumlarla geleceksem şöyle demek isterim ne geçmiş ne gelecek beni ben yapanı alıp götürebilir.. o hâlde ne diye uğraşayım ki iki ileri bir geri..? ya da tersi..

sadede gelecek olacaksak, mimimi çünlük sayfalarıma bile taşıma tenezzülünü göstermemiş bir görgüsüz olarak yolculuğa çıkma sevdasına tutulduğum son zamanlarda beni en çok cezbedecek şey, ışınlanma olasılığı olacaktır.. hele bu ışınlanma rocky horror picture show cinsinden şaşalı bir ışınlanma olacaksa, hiç düşünmem, odamı da alırım yanıma doğruuuu oraya buraya artık nereye olursa..

işte gece gece artık anca bu kadar, efendim, afiyetler, ballar, şekerler.. mini mini kediler..

yine ben dedi ki...

düşündüm de şaşalı olmasın lütfen.. şaşaalı olursa olur..

anselmo dedi ki...

yanına odanı da alıp back to the future -ya da past nereye istersen- ışınlanma düşüncesini sevdim.

ama yanına odanı da alıp gitmenin ne kadarı gitmektir ne kadarı kalmak, bilemem.

beautyisdead dedi ki...

Evdeki pc'm error veriyor, açılmıyor...

sokaktaki insanlar error veriyor...

yaşam da, sıklıkla error veriyor...

...

Ben '80leri özlüyorum...
Hayır, çocukluğumu değil!
'80lerdeki İstanbul'u... Masum ve temiz insanlarımızı... Akıllı, kültürlü, herşeye kanmayan insanımızı...

.. neyse, başınızı ağrıttım...

beni sarar melankoli...

anselmo dedi ki...

neden geleceği değil de geçmişi özlediğimizi anlamıyorum. bazen ben de geriye dönüp baktığımda arkamda bıraktığım yılları özlüyorum. ama artık geleceği özlemek istiyorum. ama bu nasıl olacak böyle çok zor çok?

birisi dedi ki...

umut, düşler vs.. geleceği özlemenin başka yolu yok sanırım ;) merhaba gündüz düşleri.

ne derece tatmin edicidir bilemem tabii..