12 Mayıs 2008

winners are simply willing to do what losers won't



yazının başlığı how to be a loser’da olabilirdi, winners rule’da. bu, ne tarafta durduğuna bağlı. aynı zamanda ne tarafta durmak istemediğine.

-durdurabilecek misin
+hayır
-ne yapıyoruz? ne yapacağımızı söyle
+sana vurmasına izin ver


‘bazen yapabileceğin hiç bir şey yoktur’ diye devam ediyor million dollar baby’nin anlatıcısı. narrator haklı; bazen rezil hayatının sana vurmasına izin vermenden başka seçeneğin yok. böyle olmayabilirdi, kuralları biliyordun, how to be a winner başlıklı klavuzların peşine takılabilirdin vs. vs. vs.



ama o şekilde kazanmak istemiyordun; “sana vurmasına izin ver”

galiba şimdiye kadar hep yaptığın buydu. başkalarının kurallarıyla bir winner olmaktansa kendi kurallarınla loser olmak.

“yara çok derin, kemiğe dayanmış olabilir. bir damarın parçalanmış olabilir ya da kan yeterince pıhtılaşmamış olabilir. etin değişik katmanlarında her tür kombinasyona rastlanır. franky de bunların her birinin nasıl çalıştığını bilirdi”

bu işleri franky kadar iyi bilmiyorsun ama hala hayattasın ve meydan okuyorsun;

“fuck you”

12 yorum:

passive dedi ki...

yazınızın sonunda küfür etmeniz hiç hoş değil, onun yerine "acı yok rocky" deseydiniz daha isabetli olurdu...neyse olmuşla ölmüşe kim çare bulmuş..hillary swank'in de aşıkıyım söylemiş miydim? agh hele o kendini öldürmek isteyişi yok mu filmin sonuna doğru....

senay izne ayrildi dedi ki...

"f*ck you" yazılsaymış bari, çoluk çocuk okuyor bu blogu.
üstteki yorum da spoiler içermiş içermesine.

KRISTENSENN dedi ki...

blog yazarına fıtı fıtılar, ne fena. bence blog yazarına biraz özgürlük. sabah kuşağında yemek tarifli, dikişli nakışlı program yapmıyoruz sanırım. hemen de militanlaşırmışım. hüşşt, çocuklar siz bu kelimeyi okumayın, yani "militan"ı. berkecan senin gözlerine biber sürücem bak.

passive dedi ki...

ama saaahip! o yıllar öncesinin filmi o bakımdan sakınca görmeden spoiler oldu biraz olsun oh bu da oldu.

hello dedi ki...

bir de "the shining" vardır yıllar öncesinin filmi; hâlâ da izlemedim. her yerde de karşıma çıkar, birileri "şu sahne bu sahne" diye başlar. daha geçen gün iki ayrı dizi ya da filmde jack amca'ya göndermeler falan.. yazıda adı geçen filmi de izlemedim hâlâ.. e, izleyelim bari artık..

bu yorumumla yazıya kattığım değerler nedeniyle kendimi daha çok seviyorum.

anselmo dedi ki...

dear readers as i said before and as you know when i say fnck you you know what i mean bilirsin hani dublaj türkçesiyle ne diyorlar canın cehenneme. canın cehenneme adamım. size demiyorum tabi kimse üzerine alınmasın. biraz rüzgara karşı pipisini çıkarıp işemek gibi. damlaların sana yöneleceğini biliyorsun yine de meydan okuyorsun. bu da böyle bir meydan okumaydı meydan okuma denemeyecek.

ve sevgili pass, (+sahip, +kristensenn), twitter deneyimlerimiz sırasında yazdığım gibi yazarken kısıtlanmayı sevmiyorum yaşarken hep kısıtlanan biri olarak, kalıpları sevmiyorum, klişeleri sevmiyorum (ikisi de aynı şey deymi-, bazı harflerin diğerleri önünde büyük olma ayrıcalığını sevmiyorum, noktaları virgülleri, paragrafları, giriş gelişme sonuç üçgenini de sevmiyorum yapabilsem onları da kullanmayacağım. ve dahi sevgi sözcüklerini aşk fısıltılarını sevmiyorum çünkü mutlu insanların anlatacak bir hikayeleri yoktur deymi?

passive dedi ki...

dey. dey. ifademi çalmışsın kötüsün anselmo!

hüma dedi ki...

bence de yoktur...
ya da söyle, en azından acıyı cidden yasamıs insanların anlatıcak hikayeleri vardır.
digerleri de anlatıyo da, hicbiseye yaramıyo.
yaramadı.
bende yaramadı.
acıyı yasamayan, mutlu oldugunun farkında bile olamıyo.

gibi gibi...

sothyz dedi ki...

cheer up enivan, seni özledik, kam ooon.

metemorfoz dedi ki...

kim kime göre ve neyi kazanabilir ya da kazanabilir kapitalizmin tanılarının dışında konuşacak olursak
yok öyle bişi
bu tanımlar aptal amerikalılar için geçerli safsatalar sadece..

alttire dedi ki...

sothyz eydeta kafama odun gömdü.
dank!
dank!

anselmo dedi ki...

sister sotiz'in vurduğu yerde gül biter alttire günaydın bu arada tekrar günaydın günaydın