30 Haziran 2008

yirmibişey

demlik demlik çay içmek mi sen mi diye soruyor. evet ben. yirmibişey olduğumuz bizamanlar. romantik osuruktan asi gençlerken. nilüfer'den önce rafet el roman'dan sonra yorum söylüyor; adı yasak bi çiçektir dağlarda.

çaylar radyasyonsuz, hayalimizdeki kadınlar gibi ince belli, tavşan kanı, bi çekişte hüüüp. istanbul'un kıyılarına vuralı henüz çok yeni, kadınlarınsa kıyısına yanaşmak üzereyiz keşiften keşife koşmayı umarak oysa hep mahkumiyetten mahkumiyete.

daha sevmek nedir bilmediğimiz ve bu yüzden daha sevmekten korkmadığımız bizamanlar. bi cenazeye ya da bi düğüne ithaf edilmiş çelenklerden kopardığımız kırmızı gülleri henüz kadınlığa terfi etmemiş bi kadına ellerimiz titreyerek vermek üzere koparıp

ama nedense ya yakamızda ya masamızdaki boş bi limonlu soda şişesinde kuruttuğumuz bizamanlar;

>
>çünkü o gece çiçekler kimin için diye sorduğumda
>verdiğiniz cevabı tam olarak hatırlamıyorum. Çünkü
>cevabını duymak istememiştim. Çiçeğin gideceği kişiyi
>kıskanmıştım biraz.
>

7 yorum:

the one dedi ki...

so?

anselmo dedi ki...

so what?

the one dedi ki...

2dk daha bekleseydin keşke cevap yazmak için.. 12 saat arayla yazmış olacaktık ve bu insanı gülümsetecek bir tesadüf olacaktı..

ama olmadı.

enteldantel dedi ki...

iç çektim.. cümle kuramadım

Asuman Unsal dedi ki...

bilemedim
ne dicektim
diyemedim

hım...
negzel yazıyorsunuz gibi bişiler olabilirdi ama

yok hafif kalır neyse
sizi okumak keyifler verir pazarlarımıza diyim en içten sevgilerle kucaklayıp sarmalayım

çok bayıldım

*o*

YALNIZLIK OKULU dedi ki...

keşke çiçekler senin olsaydı yada sen verseydin çiçekleri..yada ne bileyim ya boşver gitsin...

Tuana dedi ki...

Mükemmel olmuş yazı.Bu yazıyı ithaf ettiğiniz zamanlarımdayım şimdi, tadını çıkartmaya bakmalı, kimbilir 10 yıl sonra böyle bir yazı da benim kalemime düşer.
Klavyenize sağlık, sevgiler.