20 Şubat 2007

miss poem ve ben

ne zaman bir şiir yazacak olsam haddimi aşarak, zayıf imgelerim, yetersiz kelimelerim, dört duvar dışına çıkamayan algılamam, kıt kanaat hayalgücümle, e.c'nin bir kaç şiirini okurum önce nasıl başlamalı, neyi nereye koymalı diye biraz kopya çekmek gibi.

neyse ki sonra haddimi aştığımı anlar, kendime gelirim, otururum bir köşeye, sinerim.

...
sensin
akıyor ön dişlerin beyaz beyaz yanıma
her şey rengine göre kanar bilirsin
tırnakların pembeye boyanmış bir koy gibi
pespembe kanar
ve her bir renkte kanayan gözlerin
çınlatır eluard’ın mısralarını orada
“içinde uçtuğum gözlerin
yolların gidişine
dünyanın dışında bir anlam verdi.”
demek oluyor ki bu dünyada olmak öyle derin
öylesine anlamlı ki insan
bizse bu anlamın işçilerinden ikisi
yağmur yağacak.
...


bu da onlardan biriydi.

peki ya yurdumun çapsız, arakçı şairlerinin yediği naneleri, bu çok satan boyalı gazetelerden birinin şiir köşesinin editörünün farketmeyecek kadar şiirle alakasız olmasına ne demeli?


fotoğraftaki yakışıklı şa!r aday!n!, abdülhekim koçin'e
ait olan bir kurşundur gözlerin isimli şiirinin üstüne
yatmış vaziyette görüyorsunuz.

***

flaş

hava poyrazladı yağmur yağacak
yanıp yanıp sönüyor ışıklandırılmış gözlerin
yukarda
küle gömülmüş bir elma gibi gökyüzü
patladı patlayacak
olanca hışmıyla kentin.

sensin
akıyor ön dişlerin beyaz beyaz yanıma
her şey rengine göre kanar bilirsin
tırnakların pembeye boyanmış bir koy gibi
pespembe kanar
ve her bir renkte kanayan gözlerin
çınlatır eluard’ın mısralarını orada

“içinde uçtuğum gözlerin
yolların gidişine
dünyanın dışında bir anlam verdi.”

demek oluyor ki bu dünyada olmak öyle derin
öylesine anlamlı ki insan
bizse bu anlamın işçilerinden ikisi
yağmur yağacak.

yarı karanlık odamız, üstelik soğuk
ısıtıcı bir soğuk bu, değişik
sensin, bir yüzümde geziniyor şimdi yüzün
bir elimizdeki kitaplarda
şiirler okuyoruz bugün
limanlık bir deniz gibi kıpırtısız önümüzdeki taş masa.

uykuya yatmış gibi bütün balıklar
gemileri kaptansız tayfasız
gidip gidip geliyor kimi zaman da
anayurduna dağlara
şiirler okuyoruz bugün.

yaşlandık da ondan mı
susarak katlanıyoruz her mutsuzluğa
saatlendiriyoruz günü
bölüyoruz dakikalara
bir hiç oluncaya kadar bölüyoruz onu.
bölüyoruz yani bütün mutsuzluklara
bir yaprak saniyesi geçiyor usul usul
penceremizden
mavi mavi hatmiler parlıyor dışarıda
dışarıda küçük bahçemizde
ayak izleri gibi gökyüzünün
hatmiler
bırakıyoruz bu sessiz uyuma kendimizi
derken bir mavi damar, bir dudak büküş
iyi anlaşılamayan bir ses sokaktaki
çırpına çırpına yükselen duman
bir tutam saçın öne düşüşü
sanki bir sardunya bir yaz boyu ne kadarcık uzarsa
kaça alınırsa bir tükenmez kalem
doluyor içimize öyle
hayatın birdenbire anlaşılması gibi bir duygu gürültüsü
yağmur yağacak.

yaşını çoktan aştım orhan veli’nin
ölümle duruyorsa eğer yaşlanmak
onun bir sonbahar yağmuruna gömülü ölüsü
yağdı yağacak

“ölünce kirlerimizden temizlenir
ölünce biz de iyi adam oluruz...”

sade ve ince
dünyaya uzun parmaklarıyla dokundu dokunacak.

yorulduğun zaman söyle
susalım, hiç konuşmayalım istersen
sussak da, hiç konuşmasak da, sözlerin senin
açık denizler gibidir zaten elimde
her zaman ama her zaman bir kıyıyı sezdiren
hatırlıyorum da kelimelerini bir bir:
şairlerin flaşları kalpleridir
dışarıya da parlamalı biraz
kaldı ki ben içimde gezinmekten yoruldum
sensin, iyi anlarsın beni
gözlerine başka türlü bakıyorum
ben bütün gözlere başka türlü bakıyorum şimdi
nemli bir tülbent olup buğulanıyor
ve yaslı ve mahzun
ve devrilmiş bir boya kabı gibi de yoğun
memleketimin gözleri
yağmur yağacak.

öyle bir yağmur ki bu, bilirsin
dam saçak demeyecek, yağacak
yağacak bir hışım gibi can evine kentin
kalplerimiz küle gömülmüş elmalar gibi
patladı patlayacak
alacak sonunda kendi rengini...

e.c / sonrası kalır - 1974

4 yorum:

7.oda dedi ki...

hırsızlık kanımıza işlemiş artık.. ya bu genç o şiirle bir yarışmaya katılsaydı?? mesela adamın biri benim dandik bir fotoğrafımla, bir fotoğraf yarışmasına katılabildi!!
Hırsız
çalmak..
sahiplenmek..
senin lmayan bişeyi sahiplenmek..
arada keskin ve ince bir çizgi var..
bazen görülemiyor..

locker dedi ki...

Ayy aklıma geldi yıllar önce arkadaş erkek arkadşının ona yolladığı mektuplardaki yazı ve şiirlerin bazılarının Cezmi Ersöz'den arak olduğunu farkettiğini söylemişti (tabi o vakitler ayrılmışlardı) Ben de canım altına bak ben yazdım dememiştr ki yazmıştır sadece o kadar da aşağılama garibanı demiştim. Ne dese beğenirsin eleman o yazıların hemen altına sanki kendi yazdığı tarih ve saatlermiş gibi zaman bile belirtmiş :D Ayy bak aklıma geldikçe gülüyorum hala...

anselmo dedi ki...

çok komik gerçekten.

o değil de niye cezmi ersöz. biraz zorlasa kendini daha iyi şeyler de çıkarabilirdi;)

kibritçikız dedi ki...

anselmo şiir yazıyorsun demek..

neden post etmiyorsun burada hiç? senin gibi iyi yazan birinin şiirleri gayet okunası olabilir..

olmayadabilir ama yine de iyi tarafından bakmak lazım olaya..

anselmo cesare..
zaten son derece şair ismiydi, neden anlamadık ki biz bunu daha önce!