03 Temmuz 2007

kdky park



büyük şehirlerin toprakla aramıza koyduğu mesafe de büyük oluyor; şehir yollarının gri çimentosu sadece yeşil çimenlerin, kahverengi toprağın değil çocukluğumuzun çoğu yeşil kahve renklerle bezeli hatıralarının da üzerini örtüyor; çimento versus çimen.

eninde sonunda çürüyüp dönüşeceğimiz toprakla aramıza mesafe koyarak gelecekte bizi bekleyen sonu düşünmekten alıkoymaya çalışıyor da olabilir mi? tüm bu günlerimiz, aylarımız ve hayatlarımızla sonsuza kadar bu şehrin bu dümdüz gri çimentolu sokaklarında gidip gelecek gidip gelecek gidip gelecekmişiz gibi gidip geliyor gidip geliyor gidip geliyoruz; şehir versus ölüm.

böyle hep bir boşlukta yürüyormuşuz gibi hissediyoruz bazen. ondan mı?

7 yorum:

pass dedi ki...

bırak bu karanlık yamacı anselmo dön geri!
boşlukta yürümek mi yoksa sürekli düşmek mi bizimkisi aşağıya?

bencilkirpi dedi ki...

yamaçtan bırak kendini anselmo belki yukarı düşersin:)

sad-ece dedi ki...

yağmur yağdığında toprak kokusu hissetmek kadar güzel bir de köy ekmeği kokusu olabilir..
elektriğimizi alacak, alnımızdaki ateşi vereceğimiz toprağımız yok artık..
asfalt kokulu yaz günlerine merhaba..

sothyz dedi ki...

o değil de sevgili enivan, transformers harika değil miydi...

beautyisdead dedi ki...

Bu Anselmo bey parklarda hep ayaklarını uzatıp fotoğraf mı çeker? Herhangi bir gün, herhangi bir parkta eğer bu manzarayla karşılaşırsam, biliyorum ki o sizsiniz Anselmo:)
Hep gidip gelecek ve gidip geleceğiz, bu amansız, zamansız hayatta hep böyle sürecek... Yapacak bir şey yok...

Ezgi dedi ki...

Steve McQueen bile diyar-ı terk eylemiş, dünya sana bana mı kalacak be dostum.
King Crimson: Epitaph. Cenazemde çalacak.

anselmo dedi ki...

yamaçtan kendimizi bırakalı çok oldu ama düşmedik, rüzgarın sürüklediği yönlere doğru sürüklene sürüklene bir o yana bir bu yana şaşkın şaşkın sevgili hocalarımız.

artık güle güle demek istiyorum ece; güle güle asfalt kokulu yaz günleri.

sevgili sotiz kızkardeş,

transformersın magic box'ta gösterildiği 90'lı yılların başında ben artık çocukluktan çıkıp liseli bir velet olma yoluna girmiştim. nitekim ben ve bıyıkları yeni terlemiş liseli arkadaşlarım artık star'ın gündüz kuşağı çizgi filmlerini değil, yasemin evcim ablamızın geceyarısı jimnastiğini büyük bir merak ve heyecanla bekliyor ve izliyorduk.

bir voltran, bir clementine, bir nils ve uçan kaz desen neyse de transformers, pof hatırlamıyorum maalesef. öte yandan aramızdaki bu kuşak çatışması her ne kadar profilinde 250 yaşında olduğunu beyan etsen de aramızda -bir kuşak 10 yıl ise- 0,5 kuşak fark olduğunu söylüyor. en iyisi seninle susam sokağı'nda buluşalım; "dağdan gelir bir kız döne döne / döne döne bir kız gelir dağdan"

öte yandan transformers'la büyüyen nesilden sonraki jenerasyonu bekleyen pokemon salaklarıydı; "seni seçtim ash". puah, slogana bak;)

sevgili tuba, bay anselmo'yu kadıköy moda sahili dışında bir yerde bu pozisyonda yakalayamazsınız, elin parkta uzanıp göbeğini kaşıyıp, kıçındaki sinekleri kovalayan adamlarına anselmo diye yaklaşmayınız, bu durumda olacaklardan ben sorumlu olmayacağım;)

alternatif-ezgi-atomkarinca.xml dostum, istek parçanı notlarıma alıyorum, epitaph'tan sonra da çelik'ten güle güle sana güle güle çalacak;)